|
|
|
|
BAŞLANGIÇTAN İLK İSLÂM FETHİNE (646) KADAR
Yukarı Kura boylarının, yazılı belgelerde anılarak "'Tarih Çagı'na
girmesi, "İlk Türkler'den sayılan ve Sümerlilerle soydaş olan "yuvarlak başlı
(Brekisefal), bitişken-dilli Hunilerin" torunlarının Van Gölü çevresinde güçlü
bir devlet kurmaları zamanında görülmektedir. Sümerlilerin icat ettiği çivi
yazısını kullanan, Van Gölü çevresindeki bu devletin ülkesine, Güney komşuları
Asurlular, M.Ö.1280 yılından beri "Yukarı El-Ulke" anlamında "Ur-Artu"
diyorlardı. Urartular ise baş tanrılarına göre kendilerini "Khaldi" diye
anıyorlardı. Eski Van (Tuşpa) şehrini merkez edinen Urartulardan Kral II. Sardur
(M.Ö. 753-735), Çıldır Gölü Güneybatısındaki Taşköprü Köyü kayalığına kazdırdığı
buraların fethixni anlatan yazıtında, Çıldır-Ardahan ve çevresini, "Ukhiemani"
beyliğinden aldığını anlatır. Başka bir yazıtında da Çoruh Irmağı boyunda
(Bayburt'tan Batum'a kadar, Artvin ve Ardanuç dahil) "Kulhi" adxlı güçlü bir
kavmi yendiğinden bahseder. II. Sardur'un yazıtlarında yer alan her iki kavim
de, Aryani (Ortaasya) kökenli kavimlerdir. II. Sardur'un oğlu Kral I. Rusa/Ursa
(753-713) zamanında, Kafkaslar ve Karadeniz'in Kuzeyinde M.Ö.2000 yılından beri
yaşayan ve sonraki Hazar ve Bulgar Türklerinin mensubu bulunduğu "Kıpçak-lar'm
ataları olan "Kimmerlerin" ülkesi, aynı soydan gelen "Sakalar'in akınına
uğramıştı. Saka (İskit) Türkleri M.Ö. 720 yılında Kimmerlerin Doğu kolunu Kafkas
sıradağlarının Güneyine sürdüler. Sarı saçlı, kumral, gök gözlü Kuman/Kıpçak
tipinde olan Kimmerlerin İskit Türkleri'nin önünde Kura, Çoruh, Araş ve Yukarı
Fırat ırmakları boyuna yayılarak yerleşmeleriyle Ardahan'ı da içerisine alan
bölxgede, Türklük hayatı başlamış oldu (M.Ö.720). İlk olarak Yunanca yazılıp
M.S. V. yüzyılda Gürcü diline çevrilen "' Kartlis-Çkhovreba" adlı tarihin
başxlarında Kimmerlerin gelip Ardahan'ı da içerisine alan Kafkasların Güneyine
hakim oluşlarını anlatır. Makedonyalı İskender'in ordusuna karşı koyan "Yaman
savaşçılar" dediği Kimmerlerin Ardahan yörexsindeki "KamaraDağı' civarında
verdikleri mücadeleyi yücelterek anlatır. M.S. 680 yılında İskit Türkleri,
hükümdarları Bartatua öncülüğünde, çok kalabalık göçler hâlinde Kafkas
geçitlerini aşarak, itaat etmeyen Kimmerleri Kızılırmak boylarına
sürdüler.İskitlerin hükümdarı kışlık başkent yaptığı, Kura'a sağdan karışan
Terter çayı boyundaki Partav vexya Barda şehrine adını vermişti. Sakalar'ın
bütün Kura, Araş ve Çoruh bölgesine olan hakimiyetleri Heredot Tarihinde,
Türklerin hakimiyeti diye gösterilmektedir. Ayrıca bölgenin Ardahan Sancağı
kexsiminin, "Bun-Türkler" (Otokton-Yerli Türkler) tarafından idare edildiğini
yazmaktadır. Bartatua'nın oğlu (bazı kaynaklara göre torunu) ilk Türk Cihangiri
Afrasyab unvanlı Alp-Er Tun-ga olup Karpat dağlarından Doğuda Çin'e kadar Doğu
Avrupa ile Asya'ya hakim olmuştu. Çinlilerin "Su", Hintlilerin "Sakya", Heredot
Tarihinde "Basilik", Ermeni ve Süryani kaynaklarının dedikleri Sa-ka-İskit
Türklerinin Ardahan Sancağı kesimine yerleşen Urugları şunlardır: 1. Merkezi
Lorı/Loru Kalesi olan Borçalı kesimi, 2. Bir güçlü oymaktan adını aldığı
anlaşılan "Artahanlar" (Bugün halk arasında ve Osmanlı resmi belgelerinde
belirtilen: Küçük Ardahan/Göle, Büyük veya Kara Ardahan ve Meşe Ardahan/Hanak
Kesimi), 3. Çıldır Gölü ve Ahılkelek ile Ahıska kesimini içine alan ve "ÇWlar
anlamına gelen eski Türkçe bir ad ile anılan oymak. (Çin-Çavat kelimesi Kâtip
Çelebi'nin Cihannüma isimli eserinde de geçmekte olup bugün bile yörenin yerli
halkını belirtmek için kullanılan bir kelimedir. Anlamı Çin Türkistan'ından
gelme demektir).
İLK SELÇUKLU FETHİNDEN OSMANLI ÇAĞI'NDA ANADOLU-TÜRK BİRLİĞİNE KATILIŞINA KADAR (1064-1578)
1068 güzünde iç karışıklıkları yatıştıran Sultan Alparslan, II. Batı
Seferine çıkarken, barışı bozup Bizans'ın kışkırtmasıyla akınlara başlayan
Apkaz-Kartli Kralı IV. Bagrat'ın ülkesine yöneldi. Tiflis'i Ca-feroğulları
Emirliği'nden alıp, orada kışladıktan sonra 1069'da karlar erirken ordusuyla
Ardahan'a geldi. Buradan kuzeyde Meşe Ardahan/Vardosan (Yamaçyolu) çevresine
gelince (bugün halkın Ca-muşkıran Fırtınası dediği) "(ibrelin beşi" 18 nisan
günü çıkan kar fırtınasında çok zorluk çekildi. Selxçuklu kaynakları bu bölgeyi
şöyle tanıtıyor. Kenan oğlu Nemrud'un sakin olduğu ve oradan kule yaxparak
göklere çıkmak istediği memleket (Yani Uğuz efsanesinde de adı geçen Hanak
kesimi) alınaxrak harap edildi. Onun Doğu yanındaki memleketi de (Büyük Ardahan)
alarak, burada bir mescit yaptıran Sultan, 1069'da (Mayıs ortasına yakın) IV.
Bagrat'ın barış isteğini kabul edip onu tekrar haxraca bağladıktan sonra, Gence
üzerinden İran'a döndü. 1075 yılında Kutalmışoğlu Süleyman Şah, İstanbul'un yanı
başındaki İznik şehrini alarak Türkiye-Selçukluları Devletini kurdu. Kısa bir
zaman sonra ihtilâller ile bunalan Bizans'ın içişlerine karışacak ve onlardan
haraç alacak güce erişti. Bu sırada Araş ve Ardahan'ı da içine alan Kura boyları
da yeni Türkmen göçleriyle doluyordu. Aynı dönemde, güçlenen Apkaz-Kartli Kralı
II. Giorgi, Kars ile Meşe Ardahan'ı geri almıştı. 1080 yılında Sultan Melikşah,
Danişmendli Emir Ahmet Başbuğluğu'nda bir orduyu buraya göndererek, bir yıldır
işgal edilen Kars ve Meşe Ardahan'ı geri aldı. Apkaz-Kartli kaynağı
"Kartlis-Çkhovrebd''da, Ardahan Sancağının bütününün fethedildiği Kol Zafe-ri'ni
müteakip, bu yerlere Türkmen göçlerinin gelip yerleşmeleri şöyle anlatılıyor:
"Bu sırada Anadoluya Turki-Koçevniki göçebeler ve sürülerimle yerleşmeye giden
iki büyük emir, yollarını dexğiştirip çekirge gibi ülkemize yayılıp, işgal
ettiler. Savşet, Acara, Samshe (Ardahan, Posof, Ahıska, Ahılkelek ve Çıldır
çevresi) hep Türkler'le doldu. Dağlara, mağaralara kaçan Hıristiyan ahali,
giderek azaldı; kilise ve manastırlar sahipsiz kaldı."
ARDAHAN SANCAĞI BÖLGESİNİN 1080 FETHİNDEN SONRAKİ KISA TAKVİMİ
1124 yılında Kıpçaklar Erzurum'daki Saltuklu Emirliğine bağlı Çavakhet'ten
(Ardahan ve Artvin kesimi dahil) İspir'e kadar hudut sayılan yerleri alıp
buralara yerleştirildiler. Böylece 1118 ve mütexakip yıllarda gelip yerleşenlere
eski Kıpçak, 1195 ve sonrasında gelenlere ise yeni Kıpçak denmeğe başlandı. Bu
çağda Ardahan-Ahıska Kıpçaklarının beyi "Beka" (Türkçe Böke/Ejder), Posof taki
Cak-su Kalesinde oturuyordu.
1225 yılında Harezmşah hükümdarı Çelaleddin Mengüberti, komşu Müslüman ülkelere
akınlar yaparak çok zararlar veren Apkaz-Gürcistan ordularını Haziran 1225'te
Revan'ın güneyinde Gerni'de yenmiş ve Ardahan ile Kars'ı almıştı.
1239'da Moğol Cengiz İmparatorluğunun İran Genel Valisi Baycu Noyan, Ardahan'ı
da içine alan bütün Araş ve Kura boylarını fethedip buraları Cengiz
İmparatorluğu'na tabi kıldı. 1243 Kösedağ saxvaşında yararlılığı görülen Caklı
Sargis'e Ardahan ve Ahıska hakimliği verildi. 1267 İlhanlı
hükümdarı Abaka Han, kardeşi ile girdiği taht mücadelesinde çok yararlılık
gösteren Caklı Sargis'e Ardahan ve Ahıska valiliğini verdi. Buralara Atabek
Ülkesi denmeye başlandı. Atabek-lik ülkesinde yazı dili Kartvelce, konuşma dili
ise Türkçe olarak devam etti. Bugün de Ahıska, Posof ve Şavşat ağzı dediğimiz;
ban/ben, san/sen, babay/baba, anay/ana vs. gibi yüzlerce Kıpçak ağzı sözxleri
öteden beri buralarda kullanılmakta ve başka bir dil bilinmemektedir.
1334'te T. Beka'nın torunu I. Korkore Atabek unvanını alarak İlhanlılar ve
Celayırlılardan sonra Karakoyunlular'a tabi oldu. Böylece Ardahan ve çevresinde
Karakoyunlular dönemi başlamış oldu.
1386'da Kars'ı uzun ve zorlu bir kuşatmadan sonra alabilen ve aldıktan sonra
yağma ettiren Timur, ordusuyla Tiflis'e giderken Ardahan'da bulunan Kıpçaklı
Atabekler de ona tabi oldu. 1405'te Timurmur'un ölümünden sonra Atabekler ülkesi
yine Karakoyunlular'a tabi oldu. O zaman Ardahan ve çevxresi Nahçıvan Valiliğine
bağlı olduğundan buraların haracı oraya ödeniyordu.
1463'te Karakoyunlular, kendilerini sıkıştıran Apkaz Kralına karşı Akkoyunlu
hükümdarı Uzun Hasan'dan yardım istediler. Uzun Hasan, Temür Bek idaresindeki
bir orduyu yardıma gönderdi. Kaxrakoyunlular, Akkoyunlular'ın yardımıyla
düşmanlarını mağlûp ettiler ve Ardahan dahil idarelerin-deki yerler
Akkoyunlular'a tabi oldu.
1472 yazında Akkoyunlular'a itaatten çıkan Atabek-Bahadur ile Kartli Kralı
ülkesine sefer eden Uzun Hasan, Ahıska ve Tiflis'i alıp, iki ülkeyi de Tiflis'e
tayin ettiği kendi valisine bağladı. İşte bu sıraxda Ardahan Türkmenleri denilen
ve çoğu yaylakçı ve kışlakçı olup, giyimleri, kuşamları ve dokumaları ile, Oğuz
töre ve geleneğini yaşatan, Hanak-Damal/Meşe Ardahan'daki Türkmenler, Uzun Hasan
taraxfından Maraş-Altı'ndaki yerlerinden getirtilerek, hudut korucusu olarak
buralara yerleştirildiler.
1477 Yılındaki Akkoyunlu seferi tesiriyle, Yukarı Kura ve Çoruk boylarındaki
Kıpçaklı Atabekler ülxkesi, Caklılar sülalesi elinde beş beyliğe bölündü.
1) Merkezi Ahıska olup; Azgur, Altunkale/Adigön/Koblıyan, Poskhov ve üç
Ardahan'ı da içine alan anakol Samshe
2) Merkezi Çıldır Akçakalası olup; Ahılkelek'i de içerisine alan Çavakhet,
3) Merkezi Imerhev olup yukarı Acara'yı da içine alan Şavşet-Maçakhalet,
4) Merkezi Ardanuç olan ve Artvin, Borçka ve Gönye'yi (Batum) içerisine alan
Kalarçet,
5)Merkezi Oltu olan ve Şenkaya, Bardız ve Narman'ı ihtiva eden Tao.
1479'da bu beş Atabeklikten üçüncüsü Fatih döneminde Osmanlı Devleti'ne
bağlandı. Trabzon sancağına bağlanan bu Atabekliğin halkı da gönüllü Müslüman
olmaya başladı.
1514 yılında Yavuz Sultan Selim Çaldıran seferine giderken Çıldır'dan İspir'e
kadar olan yerlere hükmeden Caklı Mirza Çabuk Bey sefer gidişi ve dönüşü
esnasında Osmanlı ordusuna önemli ölçüxde iaşe yardımında bulundu.
1551'de Erzurum Beylerbeyi Sarı İskender Paşa ordusuyla Şah Tahsmab'a bağlı
Atabek II. Kayhus-rev'in ülkesine yürüdü. 13 Mayıs'ta Ardanuç fethedildi. Ana
koldan ilerleyen Paşa, Göle, Hanak, Arxdahan ve Hoçuvan kesimlerini alarak,
Osmanlı hududunu Çıldır ile Poskhov'da Kısır ve Ilgar dağlaxrına dayadı.
Atabekler hükümetinin son yurdu III. Sultan Murad çağında Safevi-Osmanlı
savaşları sonucunda Osmanlı Devleti'ne bağlandı. Diyarbekir'den getirilen
Osmanlı Devleti'ne sadık Kürt aşiretleri Göle ve Hoçuvan'a yerleştirildi. Bu
aşiretlerin kökeni de anonim Oğuz kaynakları Şerefname ve îskender-name'ye göre
Oğuzlara dayanmaktadır.
8 Ağustos 1578'de yüz bin kişilik ordu ile Ardahan'dan çıkan Serdar Lala Mustafa
Paşa, İran'ın Çılx dır hududundaki Begrehatun düzünde konakladı. Bu sırada
İranlıların hakimiyetine yüz çeviren ve iki oğlu ile Altım Kal'a hakimesi olarak
Adigön'de bulunan, Atabek II. Khushurev'in ölümüyle dul kalan Dedis İmed
Hatun'un elçisi ve itaatnamesi Serdar'a ulaştı. Serdar'ın emriyle o gün şafakla
Posk- hov'a giren Ardahan Sancakbeyi Abdurrahman, Vale kalasını da savaşsız
fethetti.
9 Ağustos 1578 sabahı hududu geçip Şeytan Kalesi'ni topla alan Osmanlı Ordusu
ilerlerken, gecex den pusuya yatmış kalabalık İran ordusuyla Çıldır Gölünün
Kuzeyindeki düzlükte kanlı bir savaşa girx di. Muharebeyi Osmanlı ordusu
kazandı. Çıldır Meydan Muharebesi, 1514 Çaldıran Savaşından beri İran'la yapılan
ikinci muharebeydi. Aynı gün Abdurrahman Beyin Ardahan Sancağı hdaki askerleri
Ahıska, Tümük, Hırtıs ve Ahılkclck kalelerini işgal etti; bu arada Çıldır
Akçakale'si de alındı. Lala Mustafa Paşa, itaat edip Müslüman olan İmed Hatun'un
Müslüman olan oğluna Mustafa adını verdi. Anadilleri temiz Türkçe olan Atabekler
Ülkesi halkı da Müslüman oldu. Bundan sonra kurulup gelix şen Ahıska ve Ardahan
medreselerinden birçok şair, bilgin, paşa yetişti. Çıldır Eyaleti 1647'de Evliya
Çelebi'nin tanık olarak belirttiği gibi, Anadolu'nun İran hududunda erler yatağı
olarak serhadlık etx ti. Bu durum 1828 deki Rus istilâsına kadar sürdü.
OSMANLI DÖNEMİ Ardahan ve çevresi kesin olarak
1573 tarihinden itibaren Osmanlı topraklarına tamamen katılmışxtır. 1552 tarihli
Terakki Defterinde, Ardahan'ı ilk defa Sancak olarak görüyoruz. 1554 tarihinde
ise Ardahan Sancak Beyi olarak Mehmed Beyin adı zikredilmektedir. Bu durumda
Ardahan Sancağının ilk sancak beyi olarak Mehmed Beyi kabul etmek durumundayız.
Hicri 963, Miladî 1 Aralık 1555'te Mehxmed Bey Hınıs Sancağına tayin edilmiştir;
ne var ki yerine Ardahan'a kimin atandığı belli değildir. 1558 tarihli Terakki
Defterlerine göre 1558 yılında Ardahan'a Ardanuç Sancakbeyi Kara Mehmed Bey'in
tayin olunduğunu tespit ediyoruz. Bu kayıtlardan ve daha sonra yapılan
atamalardan anlaşılaxcağı gibi Ardahan Sancağı, Ocaklık Sancaklık olamayıp,
normal sancaklar statüsündeydi.
Ardahan'ın Sancak olmasını müteakip tahrir edildiği anlaşılıyor. Nitekim
Başbakanlık Arşivindeki 313 numaralı tapu defterinde, Ardahan Sancağının Erzurum
zaimlerinden Ömer tarafından Tecdid-i Kitabet edildiğini ve bu sancağın
dirliklerinin 1557'den itibaren Defter-i Cedidi-i Hakani'ye (Yeni defter)
kaydedildiğini ve sahiplerinin ellerine tezkere (İşletme ve İşleme
Ruhsatnamesi/bir nevi taxpu) verildiğini tespit ediyoruz.
Sancağın dirliklerinin tespit edildiği bu defterde ayrı birer Sancak olan Kamhıs
ve Peneskired'in de Ardahan'a bağlandığını görüyoruz.
Ardahan Sancağında 1574 yılında ikinci bir tahririn (arazi düzenlenmesi)
yapıldığım görüyoruz.
1575 tarihinden itibaren Ardahan Sancağının, Ardahan-ı Büzürg yani Büyük Ardahan
adını aldıxğını görmekteyiz. Ardahan Kalesinin 1559'dan itibaren inşa edilmeye
başlandığını ve kalenin tam olaxrak 1578 yılında bugünkü şekline kavuştuğunu
görmekteyiz. Ardahan Kalesinin Batıdaki büyük kapıxsında bulunan 65x71 cm'lik
sert kızıl taş üzerine kabartma nesih yazı ile üç satırlık kitabe de Kanuni
Sultan Süleyman'ın saltanatının son zamanlarında konulmuştur. Kitabede şu ifade
edilmektedir. "BUNİYE Bİ-EMRİ ES SULTAN'ÜL AZAM MEVLA MÜLUKÜ'L
ARAP, VE'R-RUM VE'L ACEM, SAHİ-BÜ'L-BERR VE'L-BAHR ESSULTAN SÜLEYMAN İBN-İ SELİM
HAN HALLADALLAHU MÜLKEHÜ Fİ ŞEHRİ ŞEVVAL 963."
(Arap, Anadolu ve Acem Meliklerinin bağlı bulunduğu karalar ve denizlerin sahibi
Selim Han oğxlu Büyük Sultan Süleyman'ın emri ile yapıldı. Allah onun ülkesini
ebedi kılsın. Ağustos 1566)
Ardahan Kalesi, Kanuni Sultan Süleyman devrinde mükemmel bir şekilde hizmete
sokulmuş, kaxpısına da yukarıda belirtilen Arapça Kitabe konmuştu. Devrin önemli
devlet adamlarından Ayaş Paxşa, kale içinde Ulu Camii/Cami-i Kebir inşa
ettirmişti. Zamanla haraplaşmaya başlayan caminin tamixri için 1699 yılında
Ardahan kadısına şu hüküm yazılmıştır.
Aiisan 1699
Hükümden anlaşıldığına göre Ulu Camii ayrıca Ayaş Paşa'nm ayırdığı
vakıflara sahipti.
XVIII. YÜZYILDA ARDAHAN/ÇILDIR EYALETİ
Osmanlı yazarlarından Hezarfen Hüseyin Efendi'nin verdiği bilgilere göre Ardahan
bir ara Kars Eyaletinde, sonrada Çıldır'daki taksimat içerisinde yer almaktadır.
Onun yazdığına göre Kars Eyaletine bağlı Livalar şunlardır:
Liva-ı Kars
Liva-ı Zaruşat
Liva-ı Keçivan
Liva-ı Hoçuvan
Liva-ı Ardahan-ı küçük (Göle) dir. *
Hezarfen Hüseyin Efendi Eyalet-i Çıldır ve Ardahan hakkında şu bilgileri
yazmaktadır.
"Liva-yı Ardahan-ı Büzürg; Hass mir-i liva, ber vech-i yurdluk ve ocaklık,
dörtyüzaltmışiki bin akçadır. Zexamet dokuz, tımar yüzseksenaltı."
Evliya Çelebi de Erzurum 'da gümrük görevlisiyken Ardahan ve dolaylarını görmüş
ve gezi, notlarında yöreye ait bilgiler vermiştir. Kara Ardahan, Göle ve Kazan
hakkında şunları kaydetmektedir. "Kara Ardahan Kalesi Sexlim Hanı evvel
fethidir. Çıldır Ey aleti 'nde Sancak Beyi tahtıdır. Beyinin hassı 200.000
akçedir: Sancağında 8 tımar, 87'zeamet vardır. Alabeyisi, çeribaşısı, dizdarı ve
200 kalfa neferatı vardır.
Beyin atlılar ile 1000 kadar askeri olur. 150 akçalık paye ile şerif kazadır.
Nakibul Eşrafı yoktur. Müflisi Ahtska 'dadır. Kalesi yalçın bir kaya üzerinde
kare şeklinde Şeddadi bir kaledir. Bir taraftan havalesi yoktur. Yetmişiki
kulesi, üç kapısı vardır. Ardahan çevresinde olan kaleler; Vale, Gümek, Acaris,
Kinzo, Kazan Kalesi. Bu kalelerin hepsi Lala Paşa fethidir. Mektepleri,
çarşıları ve hanları vardır. Su ve havası soğuktur. Bağ ve bahçexleri görünmez.
Meyve ve sebzesi Tortum ve Acara'dan gelmektedir. Ardahan ahalisi mümin sünnet
ehli ve garip dostu insanlardır. Ekserisi tarımla uğraşmaktadır. Dağlarında
güzel meyvesi olur. Bu kale Erzurum 'un kuzeyinxde beş konaklık yerdedir.
Ardahan, Kars 'a da bir konaktır."
Evliya Çelebî Ardahan'dan sonra Küçük Ardahan'ın merkezi Göle'ye dair de şunları
anlatmaktaxdır. "Buradan yine batıya taşlık yerlerden geçerek, Göle kalesine
geldik. Ahıska toprağında Gürcistan Beylerinden Levend Han binasıdır. Tahrir,
Selim Han üzre Çıldır Eyaletinde sancak beyi tahtıdır. Beyinin hass-ı Hümayuxnu,
kanun üzre 300.000 akçadır. Alaybeyi, Çeribaşısı kale dizdarı ve askerleri
vardır. Kale Selim Han fethi olup, yalçın bir kaya üzerindedir. 150 akçalık
kazadır. Camii ve hanı, hamamı vardır."
Ardahan, Kars, Ahıska ve Çıldır gibi merkezler yine bu asrın sonunda merkezden
atamalar yoluyxla idare edilmiştir. Bazen ocaklık ve yurtluk sahibi ve ahalinin
"Atabey" diye isimlendirdiği kimseler de yönetimde yer almışlardır. Bunlar
XVIII. yüzyılda bir ekol teşkil etmişler ve sosyal hayata damgalarıxnı
vurmuşlardır.
1702-1703'DE ÇILDIR EYALETİ
Osmanlı Devlet adamlarından Halil Paşa 1702'de Erzurum Beylerbeyliğine atandı.
Bu dönem Osxmanlı devlet adamlarından Defterdar Sarı Mehmet Paşanın da
layihasında belirttiği gibi Büyük ve Küxçük Ardahan'ın da içerisinde bulunduğu
civardaki tüm sancaklar Çıldır Eyaleti içerisinde toplanarak Halil Paşaya
bağlandı.
1694 ile 1732 tarihleri arasında Çıldır Eyaletine bağlı Sancak sayısı 14'tür.
Defterdar Sarı Mehmed Paşanın "Zübde-i Vekaiyat" isimli eserinde yazdığına göre
bu 14 sancak içerisinde Ardahan şu kısımlarxdan oluşmaktaydı:
1-Nahiye-i Hoçuvan der Liva-ı Ardahan-ı Küçük
2-Nahiye-i Şimal der Liva-ı Poshov
3-Nahiye-i Mise der Liva-ı Ardahan-ı Büzürg
4-Nahiye-i Güney der Liva-ı Poskhov
5-Karye-i Hamaş der Liva-ı Ardahan-ı Büzürg
6-Nahiye-i Germücük der Liva-ı Ardahan-ı Küçük
7-Karye-i Çardak der Liva-ı Ardahan-ı Küçük
Bu örnekler ile XVIII. yüzyıl başlarında Ardahan ve çevresi hakkında özellikle
yerleşim yerleri açıxsından fikir edinebilmemiz mümkün olabilmektedir. 1694 ile
1732 yılları arasında bu yerlerde isimxleri geçen kişilerden bazıları şöyledir:
Süleyman, Mehmed, Ahmed, Mustafa Veled-i Mehmed, İsmail, Osman Mirza, Abdal,
Mehmed, Mah-mud, Resul, Hızır, Abdülbaki Veled-i Derviş, Ali Mirza, İdris,
Abdurrahman, İdris Veled-i Süleyman.
Bu defterde, diğerlerinde görüldüğü gibi Ocaklık, Yurtluk ve çiftlik olarak
verilen araziler de mevxcuttur. Gelir ise 22.000 akçe ile sınırlı kalmaktadır.
ARDAHAN VE ÇILDIR (1722-1732)
XVIII. yüzyıl başlarında Ardahan, "Ardahan-ı Büzürg" yani Büyük Ardahan olarak
belgelerde geçxmekte ve Çıldır dahilinde gösterilmektedir. Sancak Beyi Yahya'nın
ölümü üzerinde bu sancak idarexsinde kısa dönemli bir problem çıktı. Yahya'nın
babası Süleyman idareden vazgeçmesine rağmen daxha sonra bir ariza gönderdi.
Altı ay müddetle Ardahan'ın idaresini elinde tuttu. İstanbul onun bu
haxreketinden memnun olmadı ve Erzurum Beylerbeyliğine bir Emirname gönderilerek
duruma müdaxhale edilmesi istendi. Bunun üzerine Yahya'nın oğlu Hafız İbrahim
Babasının haklarına sahip olarak Sancak Beyliğine getirildi.
1791 yılında Çıldır Beylerbeyi Süleyman Paşa'nm aniden ölümü üzerine yerine
îshak Paşa getirilxdi. Çıldır Beylerbeyliğine İshak Paşa'nın getirilmesi Ardahan
da dahil olmak üzere Çıldır'a bağlı buxlunan Sancaklar ve buralar ahalisinin hiç
hoşuna gitmedi. İshak Paşanın tepki çekmesine neden olan en önemli olay askeri
birliklerin içerisinde Hıristiyanları da kullanmak istemesidir. Tepkilerden
buxnalan İshak Paşa Ardahan Kalesine geldi ama kendisini istemeyen ahali
tarafından şehre sokulmadı. Diğer Sancaklarda Ardahan örneğinde olduğu gibi
birlikte hareket ederek İstanbul'a şikayet üzerine şikayet göndermeye
başladılar. Neticede İshak Paşa görevden alınarak yerine Şerif Paşa atandı. Adı
geçen bu İshak Paşa bugün Doğubayezid'de bulunan İshak Paşa sarayını yaptıran ve
ona adını veren kişidir.
XIX. YÜZYIL BAŞLARINDA ARDAHAN VE ÇILDIR OLAYLARI
18 Aralık 1800 yılında Çar Paul'ün manifestosu ile Gürcistan resmen Rusya'ya
katılmıştı. Böylece Ruslar, İran ve Türkiye yani Osmanlılar ile komşu oldu.
1807'de Ruslar kalabalık bir orduyla sınırı geçip Ahıska'ya doğru ilerlemeye
başladılar. 1807 ve 1810 yılları arasında Ruslar Osmanlılara karşı birtakım
başarılar kazandılar.
1810 yılında Osmanlılar karşı bir hareketle Gürcistan üzerine yürüdüler. Bu
haberi alan Rusların İtalyan asıllı generali Palucci, Ahılkelek üzerine yürüdü
ve buradaki Türk Kuvvetlerini bozguna uğrattı.
1811 yılında bölgede Ruslar'a karşı Osmanlı-İran ittifakının gerçekleşmesi
Rusların daha fazla iler- leyememelerine neden oldu.
16 Mayıs 1812'de imzalanan Bükreş antlaşmasıyla Osmanlı Devleti 1807'den
itibaren Kafkaslarda kaybettiği topraklarına yeniden kavuştu.
1816 yılında İsyan eden Acara'lı Ahmet meselesi devleti epeyce uğraştırdı.
Ardahan ve Çıldır'da bulunan askeri kuvvetler, Acara'lı Ahmed'in tedibi için
epeyce uğraştılar.
İLK RUS İSTİLASI (1828-1829)
1829'da Ardahan, Kars, Ahıska ve Erzurum dolaylarında ön plâna çıkan bir komutan
vardır. Bu koxmutan, Salih Paşa'dır. Rus generali Paskeviç, Kaçar hanedanını
mağlûp edip Revan'ı (Erivan) aldıkxtan sonra buralara Ermeni göçü başladı.
Bugünkü Büyük Ermenistan hayalinin kökleri Revan'm düşxmesinden sonra Ruslarca
başlatılan iskân politikasına dayanmaktadır. Batıya doğru ilerleyen Paskeviç
Ahıska'yı kuşattı. Kahramanca direnen Ahıska halkı, gıda ve iaşesinin bitmesi
neticesinde Ruslar'a teslim oldu. 17 Ağustos 1828'de Ahıska'ya giren Ruslar,
şehri yerle bir ettiler ve halka akla gelmedik zulümler yaptılar.
Kars'ı ele geçiren Ruslar bu sefer Ardahan'ı da ele geçirmenin plânlarını
yapmaya başladılar. Zira Ardahan, Erzurum'a giden yol üzerinde idi. Ordu
Komutanının emri ile Ardahan üzerine yürüyen Genaral Muravyev, 22 Ağustos
1828'de şehri aldı. Böylece Ardahan ilk işgal acısıyla tanışmış oluyorxdu.
Ardahan'ın düşmesinde, muhtemelen Ahıska'nın düştüğü feci durum önemli rol
oynamıştı. Rus dehşetinden korkan Aıdahanlılar canlarını kurtarabilmek için
yurtlarını terk etmek zorunda kalmışxlar, Oltu-Narman üzerinden Erzurum'a bir
sel gibi akmışlardı.
1829'da Ardahan ve çevresinde savaşlar yeniden başladı. Acaralılar Nisan 1829'da
Suskap/Aşık Zü-lâli Köyü yakınında Ruslar'a yenildiler. Salih Paşa bunun üzerine
Hakkı Paşa'yı Posof a yolladı. Ardaxhan üzerinden Posof istikametinde giden Türk
kuvvetleri, yine Suskap civarında Ruslar'a yenildiler. Yalmzçam civarında
bulunan 8.000 kişilik Osmanlı kuvveti de Ruslar karşısında tutunamayarak
dağılxmıştı. Ruslar artık Ahıska ile Yalnızçam arasındaki güvenliği tam olarak
sağlamışlardı. Erzurum önünxdeki Ardahan-Posof savunma hattını kıran Ruslar 25
haziran 1829'da Erzurum'u ele geçirdiler.
Ruslar 1829 sonbaharına doğru Ardahan ve Erzurum dahil olmak üzere bütün önemli
merkezleri ele geçirmişlerdi. Bunun üzerine Osmanlı Devleti acilen barış istedi.
EDİRNE ANTLAŞMASI (14 Eylül 1829)
Edirne Antlaşması, bölgedeki savaşa fiili olarak son verdi. Çıldır, Ahıska,
Ahılkelek savaş tazminaxtı olarak Rusya'ya terk edildi. Buna karşılık Ardahan,
Göle, Oltu, Poskhov, Şavşat, Livana Osmanlılaxra geri veriliyordu. Bu
antlaşmadan sonra Ruslar, Ermenileri sınır gerisine çekmeye başladılar. Asıl
amaçları Ardahan ve Kars karşısında tampon hudut teşkil etmekti.
Edirne antlaşması, Ardahan için yeni bir devrin başlamasına sebep olmuştu. Çünkü
Ahıska ve Ahılxkelek'in Rusların eline geçmesiyle Ardahan Osmanlı devletinin
kuzeydoğudaki son toprağı yani Serxhat Şehri durumuna düşmüştü. Artık bu
tarihten sonra Türk topraklarına gelecek ilk saldırıyı Ardaxhan göğüsleme
durumunda olacaktı. Bu dönemi Ulemadan Ahmet Dursun Efendi, Natıkî mahlasıy-la
yazdığı şiirlerinde işlemektedir. Bu şiirlerin bulunduğu yazma bugün Beyazıd
Devlet Kütüphanexsi'nin Türkçe Yazmalar bölümünde 1225 sayılı tasnifinde
bulunmaktadır.
İKİNCİ RUS İSTİLÂSI (1855-1856)
Osmanlılar muhtemel bir Rus tehlikesine karşı devrin en geçilmez savunma
hatlarını Ardahan-Kars ve Erzurum hattında inşa etmeye başladılar. Çarlık
ordusunun karargâhı ise 1829 sözleşmesi ile Rusya'ya bırakılan Ahıska'da
bulunuyordu. Ardahan'daki Osmanlı Komutanı Ali Paşa idi. Karadexniz'deki
Rus-Osmanlı mücadelesi Ardahan'ın bulunduğu bölgede yeni bir Osmanlı-Rus
savaşının çıkxmasına neden oldu. Sinop'ta Osmanlı Donanması Ruslarca yakılınca
devlet Rusya'ya savaş ilân etti. Özellikle bu sırada Avrupa basını bölgedeki
Rus-Osmanlı çekişmesiyle yakından ilgileniyor, Ardahan ve etrafındaki durumu Rus
kaynaklarına dayanarak okuyucularına ulaştırıyorlardı. Ardahan'daki Osxmanlı
kuvvetleri tam bir teyakkuz halindeydiler.
24 Mayıs 1855'te Genaral Muravyev, sınır noktası Arpaçay'ı geçti. Çok kanlı
çatışmalara sahne olaxcak Kars Kalesi kuşatıldı. Rusların bir kolu da Erzurum
istikametine yöneldi. Hemen hemen bütün Doğudaki harp hali Ardahan için endişe
verici idi. Nitekim Kars'tan gönderilen ve Ahıska'dan gelen kuvvetlerle birleşen
Ruslar Ardahan'ı ele geçirdiler. Osmanlı kuvvetleri zorunlu olarak Göle'ye
oraxdan da Oltu'ya çekildiler. Ardahan yıllar sonra bir Ramazan ayının
sonlarında Rus çarlık ordularının kahredici pençesine düştü (11 Haziran 1855).
Osmanlı kaynaklarında bu dönemde Ardahan'ın el dexğiştirmesine ilişkin şu
bilgiler verilmektedir:
"Ardahan Garnizonu, ana kuvvetlerle irtibatın kesildiğini görünce, kaleyi terk
etti. Ardahanlılar kendi başlaxrına kaldıklarını görünce 11 Haziran'da fazla kan
dökülmesini engellemek için teslim olmaya karar verdiler. General Kovalevskiy
bunu kabul etti. Kalenin eski bedenleri tahrip edildi. Askerî düzene ait ne
varsa yıkıldı. Böylexce Ardahan Rusların eline geçmiş oldu."
Osmanlı-Rus savaşında, Ardahanlılardan Hacı Hüseyin Paşa ve kardeşi Hasan Bey'in
gösterdiği kahramanlıklar bölge ahalisi tarafından takdirle karşılanmıştır.
Birkaç gün sonra İstanbul'daki Takvim-i Vekayii gazetesi Ardahan'ın düşüşünü
"çok acı bir haber" şeklinde okuyucularına duyurdu. Serasker Zarif Paşa da
hatıralarında, Ardahan'ın düşüşünü, "istanbul, kapısız kaldı" şeklinde dile
getirmektedir. Osmanlı orduları, Çarlık orduları karşısında bir önceki savaşta
olduğu gibi yine bütün cephelerde yenilince, devlet acilen barış istedi ve
taraflar Paris'te barış masasına oturdular.
PARİS BARIŞ ANTLAŞMASI (30 Mart 1856) İşgal altındaki
Ardahan'ın kaderi, bir yıl suma Paris Antlaşmasıyla belirlendi. İngiltere'nin
zorlaxmasıyla Rusya, Kars ve öteki Osmanlı arazisini boşaltacaktı. 30 Mart
1856'da yürürlüğe giren antlaşxmayla Ruslar, Kars ve Ardahan'ı boşalttılar.
Ardahan, bu tarihten sonra tekrar Osmanlı idaresine geçti. 1877-1878 (93 Harbi)
Savaşlarına kaxdar sükunet havasına kavuşmuş oldu.
ÜÇÜNCÜ RUS İSTİLASI (1877-1878)
XIX. yüzyılın son yarısında korunma yapılarından kaleler önemini kaybetmeye
başladı. Artık yerxleşim merkezleri ve önemli merkezler tabya denilen yapılarla
korunmaya başlandı.
Osmanlı Devleti'nde de boğazlar ve sınırlarda bu tür yapılara ihtiyaç duyuldu.
Batum, Erzurum, Kars ve Ardahan'da Tabya denilen tahkimli yapılar kuruldu.
Ardahan'daki tabyaların sayısı Kars ve Erzurum'dakinden azdı. En stratejik
noktalara para ve inxsan gücü seferber edilerek büyük tabyalar yapıldı. Ardahan
civarına yapılan tabyaların hepsi Ardahan Kalesinin Güney, Doğu ve Kuzey
istikametinde olup, şehre ve Kura düzlüğüne hakim idi. înşa edilen bu tabyaların
isimleri şöyle idi: Ramazan, Emiroğlu, Senger, Kaz, Kaya tabyaları.
Rus komutanı Devel, 27 Nisan 1877'de Çıldır'ın merkezi Zurzuna'yı ele geçirdi.
Oradan Ardaxhan'a doğru ilerledi. Bu esnada Posof da bir başka Rus kolu
tarafından ele geçirilmişti. Genel hücum, 16 Mayıs 1877'de başlatıldı. Osmanlı
ordusunun mukavemeti yetersiz kalınca Ruslar, Ardahan'a doğxru ilerlemeye
başladılar. Gölebert Tepesini de geçen Rus ordusu Ardahan Kalesi'ni yakından
muhaxsaraya aldı. Ardahan komutanı Hüseyin Sabri Paşa, Gölebert Tepesinin
kaybedilmesinden sonra, 16 Mayıs'ı 17 Mayıs'a bağlayan gece, beklenmedik bir
kararla Ardahan'ı boşalttı. Kalede kalan Mehmet Bey, Ruslara direnme kararında
yok. Fakat Ermeniler, yine hıyanetlerini göstererek kumandanın, asxkerlerin çoğu
ile şehri boşalttığını Ruslara haber verdiler. Az sayıdaki Türk askerinin
direnişi fayda vermedi. Ruslar Ardahan'a girdiler (17 Mayıs 1877). Ardahan'ın
yönetimi Albay Komarov'a bırakıldı. Böylece Ardahan'da 40 yıl sürecek olan
esaret ve hasret dönemi başlamış oluyordu. Ardahan'ın düşmesinin sorumlusu
olarak gösterilen Hüseyin Sabri Paşa, Divan-ı Harp'te yargılanxdı ve suçlu
görülerek sürgüne gönderildi. İŞGALDEN SONRA BARIŞ (Mart, Haziran, Temmuz 1878)
93 Harbi sonucunda Kars ve Erzurum Rus pençesine düştü, Ardahan'da istila
edildi. 3 Mart 1878'de İstanbul'un banliyösü durumundaki Yeşilköy'de
Ayestefanos'ta Osmanlı ve Rus tarafları bir araya gelerek Yeşilköy antlaşmasını
imzaladılar. Buna göre Kars, Ardahan, Batum ve Eleşkirt savaş tazxminatı olarak
Rusya'ya bırakılıyordu. Böylece kara günler ve vatan hasreti başlamış oluyordu.
Gerçekten de binlerce yıllık Türk diyarı Serhat Ardahan'ın düşüşü bütün Türk
kamuoyunda büxyük infial uyandırmıştı. Ardahan'ı topraklarına katan Ruslar,
şehri bir vali aracılığıyla yönetmeye başladılar. Bu tarihten sonra kurtuluşa
kadar Ardahan tarihinde kayda geçen hadiseler ve iz bırakan olaylar, birtakım
kurakxlık ve kıtlık olaylarıdır. Örneğin 1895 yılında Meşe Ardahan tarafında
vuku bulan bir dolu hadisesi halkı önemli ölçüde maddî ve manevî zarara
uğratmıştır. Hanak'lı Halk Şairi Ahmet Mazlumî, bu olaxyı destan şeklinde dile
getirmiştir.
1907 yılında yurt çapında meydana gelen bir kuraklık Ardahan'da da hissedilmiş,
yemsizlikten büx tün hayvanlar telef olmuş, "1907 Saman Destanı" böyle bir
zamanda söylenmiştir.
1908 yılında meydana gelen bir hayvan hastalığı salgını çok sayıda hayvanın
telef olmasına sebep olmuş, zaten ekonomik açıdan fakir olan bölge halkı için
hayatı daha da zorlaştırmıştır.
1878 Ardahan'ın Rusların eline geçmesinden sonra haritalar düzenlendi ve
Kars-Aidahan, Çar'ın topraklan arasında gösterilmeye başlandı. 1912 yılında
Osmanlı ve Rus temsilcileri bir araya gelerek kesin sınırları bir daha tespit
ettiler. 1912 sınırlarından sonra karakol noktaları bir daha belirlendi. Artık
Kars ve Ardahan gibi yerlerden Erzurum'a gidilmesi için pasaport alınması
gerekiyordu.
I. DÜNYA SAVAŞI VE SONRASINDA ARDAHAN
I. Dünya Savaşına Osmanlı Devletinin katılmasından sonra Harbiye Nazırı Enver
Paşa Kafkaslara doğru büyük bir harekat başlattı. Amaç, Kafkaslarda kaybedilen
toprakların alınması idi. Sarıkamış harekâtının başladığı günlerde Alman subayı
Stange'nin kontrolündeki milis güçler Artvin, Ardahan ve Tiflis'i ele geçirmek
için ileri harekâta geçtiler. 25 Aralık 1914'te Artvin üzerinden Yalnızçam
gexçidini geçen Türk ordusu, 29 Aralık günü Ardahan'a girdi.
Ardahan'ın kendileri açısından öneminin farkında olan Ruslar, 3 Ocak günü hücuma
geçti. Ardaxhan'da bulunan Türk milis kuvvetleri, daha fazla dayanamayacaklarını
anlayınca şehri boşaltmak zoxrunda kaldılar. Böylece Ardahan'ın hürriyet sevinci
bir hafta sürmüş oldu. Durumu daha iyi anlayan Ruslar, Ardahan'daki kuvvetlerini
üç kat arttırdılar.
Osmanlı ordusunun Sarıkamış'tan harekete geçtiği haberi Ardahan'da yeni bir
sevinç dalgasının ortaya çıkmasına neden oldu. Harekât Allahuekber dağlarının
Sarıkamış cihetinden başlamıştı. Dağların kuzey yönü ise Ardahan ve Göle
yaylasına bakıyordu. Harekâtın başarılı olması durumunda Arxdahan
kurtarılacaktı. 14 Ocak 1915 gecesi, Osmanlı ordusu harekâta başladı. Tarihe,
"Sarıkamış Faciası" olarak geçen bu harekât esnasında, Osmanlı Ordusunun büyük
bir bölümü soğuk ve açlıktan şehit oldu. Harekât başarısızlıkla sonuçlanınca,
harekâtın ikinci ayağını oluşturan Göle-Merdinik ve Ardahan hattı iptal edildi.
Enver Paşa, harekâtı durdurarak İstanbul'a döndü. Ardahan'ın
bir haftalığına Türklerin eline geçişi, bütün Türkiye'de çok büyük sevinç
yaratmıştır. İstanbul gazeteleri, olayı hemen okurlarına duyurmuş İstanbul ve
İzmir'den Ardahan'a kutlama telgxrafları yağmıştır. Ayrıca Güneyden Antep,
Maraş, Urfa ve Mardin'den de Ardahan'a kutlama mesajlaxrı gönderilmiştir.
Ardahan'a I. Dünya Savaşı sırasındaki kıtlık ve felâket günlerinde kardeş
ellerden yardımlar yapılxmıştır. "Baku Müslüman Cemiyet-i Hayriyesı' Ardahan ve
ilçelerinde birer şube açmış, çok sayıda yetime el atmıştır. Yine Azerbaycan'da
yardım amacıyla faaliyet gösteren "Kardaş Kömeği" de Ardahanlı fakir ve
hastalara çok büyük yardımlar yapmışlardır.
Bu dönemin Ardahan açısından dikkat çekici en önemli özelliği bölgeyle ilgisi
olmayan Ermenilexrin Rus işgali sırasında bölgeye yerleşme ve etnik temizlik
yapma faaliyetleridir. Ruslar, sürekli olarak Ermenilerin Ardahan ve Kars
taraflarına yerleşmelerini teşvik ettiler. 1855'te yürürlüğe giren Rus Araxzi
Nizamnamesi hayata geçirildi. Toprak mülkiyeti kaldırıldı, arazi devletin malı
oldu. Bu uygulamaxdan amaçlanan, burada Türk ve Müslüman nüfusun hukukî
dayanaklarını koparmaktı. Her türlü dixnî eğitim engellendi. Türk nüfus zorunlu
olarak çalışmaya zorlandı. Amele sıfatıyla çalıştırılan Arda-hanlıların
ücretleri ya ödenilmedi ya da hukuka aykırı gerekçelerle önemli ölçüde
azaltıldı. Ardahan Türkleri'nin bu kara günlerde tek dostu Bakülü Kömekciler
idi.
BREST-LİTOVSK ANTLAŞMASI VE ARDAHAN'DA YENİ DÖNEM
1917'de Rusya'da Bolşevikler ihtilâl yaptılar. Çarlık rejimi yıkıldı. Yeni
hükümet kayıtsız ve şartsız saxvaştan çekildiğini ilân etti. Rusya Hükümeti 3
Mart 1918'de Osmanlı Devletiyle barış yaptı. Müzakereler sırasında, Berlin
Büyükelçisi İbrahim Hakkı Paşa, çok mükemmel bir konuşma yaparak, Elviye-i
Selâse yani Kars, Ardahan ve Batum meselesini gündeme getirdi. Hakkı Paşa
Kars-Ardahan ve Batum'un Türk yurdu olduğunu vurgulamış, 1877-1878 Osmanlı-Rus
savaşında bir kısmının savaş tazminatı olarak Çarxlık Rusyası'na terk edilmek
zorunda kalındığını söylemiştir. Rusya delegasyonundan Sokolnikov, önerixye
karşı çıkmışsa da bölge halkının kendi geleceklerini belirleme fikrine ses
çıkarmamışlardır. Sovyet heyeti üyesi L. M. Karahan, Brest-Litovsk'tan 4 Mart
1918'de çektiği telgrafında, Kars-Ardaxhan ve Batum'un Türkiye'ye bırakıldığını
yazıyordu. Yalnız Elviye-i Selâse'den çekilme plânının uyxgulanması gerekiyordu.
Trabzon Konferansı bu konudaki çalışmaları devam ettirdi. I. Dünya Savaşı
esnasında Rusların kontrolünde bölgede etnik temizliğe girişen Ermeniler,
Anaxdolu'daki ilk büyük kıyımlarını Ardahan ve çevresinde yaptılar. Çıldır,
Göle, Hanak ve Ardahan köyxlerinde giriştikleri katliamlarda 150 Türk köyünü
yağma ve talanla yerle bir ettiler. Çoğu kadın ve çoxcuk yaklaşık 20.000 Türkü
katlettiler. Aşağıda kısa bir bölümü aktarılan ağıtlar 1915 Ardahan kırgınıxnı
anlatmaktadır:
Brest-Litovsk antlaşması ile Ardahan'ın düşman işgalinden kurtuluşu istanbul'da
büyük sevinçle karşılandı.
Brest-Litovsk barışıyla ortaya çıkan Ardahan ve Kars'ın kurtuluş sevinci fazla
uzun sürmedi. Birinxci Dünya Savaşı'nda Osmanlı împaratorluğu'nun müttefikleri
yenilip savaş dışı kalınca, Osmanlı Devxleti de çok ağır hükümler taşıyan
Mondros Mütarekesi'ni imzalamak zorunda kaldı. Mondros Mütaxrekesine göre
Osmanlı Devleti, Elviye-i Selase'yi boşaltmak zorundaydı. Büyük devletlerin
gizli makxsadı bölgede kendi himayelerinde bir Ermenistan devleti kurmaktı. I.
Dünya Savaşı sonrası popüler olan Wilson Prensipleri'ne göre her millet yaşadığı
yerde Self-Determinasyon hakkına sahipti. Yani nüfus olarak çoğunlukta oldukları
yerlerde kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptiler. Büyük devletxlerin
himayesinde olan Ermeniler, bölgede aleyhlerine olan nüfus dengesini lehlerine
çevirebilmek amacıyla katliamlara, yani bir etnik temizlik harekâtına
giriştiler. Ayrıca Gürcülerin de Ardahan üzexrinde talepleri vardı. Ermeniler,
Kars dahil bütün Güney Kafkasya'nın tarihî olarak Ermenistan huxdutları
içerisinde olduğunu iddia ediyorlardı.
Gürcüler 20 Nisan 1919'da Ardahan'ı işgal ettiler. Göle'ye kadar ilerleyen
Gürcüler bu sırada Arxdahan'da konuşlanmış bulunan Millî Kuvvetler tarafından
püskürtüldüler. Aynı anda harekete geçen eli kanlı Ermeni çeteleri, yörede
binlerce silahsız ve savunmasız Türkü katlettiler.
KARS MİLLİ İSLÂM ŞURASI VE CENUBÎ GARBİ KAFKAS HÜKÜMETİ "Şura"
kelimesi Osmanlı Dünyasına yeniliklerden sonra girmiş bir kelimedir. Konuşmak ve
karar vermek için toplanma anlamına gelmektedir. Mütareke sonrası Osmanlı
Devleti'nin bölgede varlığı sona erdiğinden, büyük devletlerin himayesinde,
bölgeyi Ermenistan'a dahil etme çabaları başladı. Bölgede ezici bir çoğunluğa
sahip olan Türk-Müslüman halk, Wilson ilkeleri doğrultusunda oluşacak fiilî bir
durumu engellemek amacıyla Kars, Batum, Ardahan, Oltu ve Doğubayezid'i içerisine
alacak olan bağımsız bir Türk Devleti kurma çabalarının içerisine girdiler, işte
Kars Millî islâm Şurası, Oltu islâm Şurası ile I. ve II. Ardahan Kongreleri, bu
sürecin çok önemli parçalarıdır. Mütareke sonrası Kars'taki aydınlar bir araya
gelerek Kars Milli İslâm Şurası'm teşkil ettiler. 5 Kasım 1918 ile 19 Nisan 1919
tarihleri arasında çalışmalarını sürdüren bu yerel hükümet, kısa da olsa millî
varlığımızın ortaxya konması açısından önemlidir, ingilizlerin destekleyeceği
bir Ermeni devletini oluşturacak gelişmexlerin önüne geçmek isteyen Kars ve
Ardahanlı aydınlarca 5 Kasım 1918'de "Kars Millî İslâm Şurası Mer-kez-i Umumisi"
teşekkül ettirildi. Daha sonra çalışmalarını hızlandıran şura 18 Ocak 1919'da
"Cenub-i Garbi Kafim Hükümeti Muvakkata-i Milliyesf adını aldı. 19 Nisan'da
ingilizler tarafından bu hükümexte son verilerek kurucuları ve ileri gelenleri
Malta'ya sürgüne yollandı.
Kars'ta olduğu gibi Ardahan'da da Milli Kuruluşlar göze çarpmaktadır. "Ardahan
Milli İslam Şuraxsı" bir avuç vatansever aydının gayretleriyle kurulmuş ve Kars
ile aynı paralelde hareket etmiştir. Kars'ın faaliyetlerine ingilizlerce son
verilmesi üzerine Gürcüler de harekete geçerek, Ardahan Milli İslam Şurası'nı 26
Nisan 1919'da askeri yöntemlerle dağıttılar.
ARDAHAN KONGRELERİ
Kongre kelimesi, batı kökenlidir. "Toplantı" anlamına gelmektedir. 1918 Mondros
Mütareke-si'nden sonra istanbul ve vatanın birçok yerinde "hukuku" korumak
amacıyla sık sık millî toplantılar yapılmıştır. 5 Kasım 1918'de Kars'ta îslâm
Şurası meydana getirilmiş ve 14 Kasım 1918'de bir kongre toplanmıştı. Bunu
Ahıska, Ahılkelek ve Ardahan kongreleri izledi. Ahıska ve Ahılkelek'in
Gürcüler-ce işgalinden sonra Millî Kongre, Japonya'ya başvurarak tanınmak
istedi. Batum'un İngilizlerce işgaxlinden sonra I. Ardahan Kongresi çalışmaları
başladı. Böylece Türkiye'deki kongreler edebiyatında, Ardahan, öncelikli yerini
almış oldu. Ardahan kongreleri daha sonra yapılacak olan Erzurum ve özelxlikle
Sivas Kongresi'ne önemli bir örnek teşkil etmiştir. Kurtuluşa, bağımsızlığa ve
Cumhuriyete gixden yolun temelini atmıştır.
I. Ardahan Kongresi. 3-5 Ocak 1919'da toplanmıştır. Başkanlığını III. Tümen
Komutanı Halit (Karsıalan) Bey yapmıştır. Halit Bey, Enver Paşa komutasındaki I.
Kafkas Ordusu'nda bulunmuş dexğerli bir komutandı. Kongredeki diğer üyeler ise
şunlardı: Cafer (Erçıkan) Bey, Dr. Hakkı Cenap, Dr. Fuat Sabit, Dr. Abidin
(Ağacıkolu), Filibeli Hilmi, Arif Bey, Rasim (Acar), Cafer Bey (Bu zat aslen
Erxzurumlu olup eski Teşkilât-ı Mahsusa mensuplarındandı ve Ebulhindili Cafer
diye tanınırdı. Özellikxle Ermenilerin korkulu rüyası idi.) Dr.
Fuat Sabit, İttihatçıların Erzurum'daki kilit isimlerindendi. Arif Bey Orduda
Baytarlıkta bulunxmuş bir yarbaydı. Ardahan Kaymakamı Rasim (Acar) Bey, ise
yörede köklü bir aile olan Hamşioğul-larına mensuptu.
Kongre, Rasim Bey'in konağında toplandı. Bu konak, bugün Ardahan İl Sağlık
Müdürlüğü olarak hizmet vermektedir. Kongreye katılan üyeler tecrübeli
kimselerdi. Ardahan ve çevresinde meydana gelecek oldu bitti-lere karşı
kesinlikle direnme kararında olan kimselerdi. I. Ardahan Kongresi 3-5 Aralık
1919 günleri arasında devam etti ve Kongrede şu önemli karalar alındı:
1. Mondros'ta dikte ettirilen kararlara uyulmamalıdır.
2. Eldeki silâhlar teslim edilmeyecektir. Hatta yeni bir mücadele için her çare
denenerek yeniden silahlanmaya gidilecektir.
3. Ahıska ve Elviye-i Selâse (Kars, Ardahan, Batum) düşman işgalinden yeni
kurtulmuştur. Buralar hiçbir şekilde terk edilmemelidir. Anavatan için Boğazlar
son derece elzemdir. Limanlar ve demiryolx ları düşman kontrolüne
bırakılmamalıdır. Zafere ulaşıncaya kadar yılgınlık gösterilmemelidir. Herx
kesin uyum içerisinde çalışması gerekmektedir.
4. Vakit kaybetmeden Milli Şûra Hükümeti ile temas kurulmalıdır. Bu bölgelerden
gelecek temsilxciler ile II. Ardahan Kongresi toplanmalıdır.
Ardahan bir süre sonra I. Kongrede alınan karar gereği II. Kongreye ev sahipliği
yapmaya hazırxlanmaya başladı. 7-9 Ocak 1919'da daha geniş bir katılımla II.
Ardahan Kongresi toplandı. İlk Kongxreye katılanların yanında Ahıska, Çıldır,
Oltu, Kars, Ahılkelek, Kağızman ile Şüregel'den gelen davetxli delegeler, bu
tarih öncesinde hazır bulundular. Kongrenin reisi yine Halit Beydir. II. Ardahan
Kongresi'ne katılan birçok önemli davetlinin başında Şura Hükümeti Cumhurbaşkanı
Cihangirzade İbrahim Bey gelmektedir.
II. Ardahan Kongresi çalışmaları, ilkine göre daha kapsamlı idi. İngiliz ve
Ermeni tehdidinin başxlamak üzere olduğu bir sırada Doğuda başka bir deyişle
Elviye-i Selase'de çıkan en cesur ses olma özelliğine sahiptir. Bu Kongrede
alınan karalar ise şunlardır:
1. Güneybatı Geçici Millî Kafkas Hükümeti kurulmalıdır. Bunun için Millî Şura
temsilcilerinin sex çip göndereceği delegelerle Kars'ta Büyük Kongre toplanması
sağlanmalıdır.
2. İngilizler, Mütareke hükümleri içerisine alınmıştır. Ordudaki silâhlar halka
dağıtılmalıdır. Gürx cü ve Ermeniler asla memleket içerisine sokulmamalıdır.
Trabzon'da İstikbal ve İkbal, Batum'da Sa- day-ı Millet ve Erzurum'da Albayrak
gibi milli yayınlar çıkarılmalıdır.
3. Eldeki silahlar kesinlikle teslim edilmeyecek, III. Tümen 1914 sınırları
gerisine çekilecek, Güx neybatı Kafkasya Hükümeti'ne her türlü önderlik Halit
Bey tarafından yapılacaktır.
I. ve II. Ardahan Kongreleri, Doğu Anadolu Kongreler grubu içerisinde yer
almaktadır. Burada ve sonra Kars'taki toplantı son derece önemlidir. Bir müddet
sonra da Erzurum'da önce vilâyet ve sonxra da Mustafa Kemal Paşa'nın katıldığı
büyük kongre toplanacaktır. Böylece, Ardahan'da başlatılan Hukuk savaşı bütün
doğuyu içine alacaktır.
Gürcüler yukarıda da belirtildiği gibi Ardahan istikametinde ilerleyerek 20
Nisan 1919'da Ardaxhan'ı işgal ettiler. Kongre sonrasında oluşan Şurayı da
dağıttılar. Ayrıca Gürcüler Ardahan civarındaxki Seyduran ve Dikan köyleriyle,
Göle'deki Arpaşen köyünü tahrip ettiler. Ardahan ve havalisinde 1000 kadar
insanı katlettiler. Bu olaylar olduğu sırada İngilizler Kars'a girerek 13 Nisan
1919'da Millî Şura Hükümeti'ne son verdiler. İngilizlerin delaletiyle Gürcü
ordusu Kura ırmağının sol tarafını işgal ederken, şehrin sağ yakada kalan kesimi
de Ermenilere verildi. Yöre halkı Ermeni ve Gürcülerin arasında kalmıştı.
KURTULUŞ VE ŞANLI BAYRAĞIMIZA KAVUŞMA (23 ŞUBAT 1923)
Ardahan, uzun zamandan beri beklediği kurtuluş ve şanlı bayrağıxmıza kavuşma
hülyasını 23 Şubat 1321 günü gerçekleştirdi. Gürcü birxliklerinin şehri
boşaltmasının ardınxdan, öğleden sonra Yüzbaşı Osman Bey'in komutasındaki Türk
birlikleri şehre girdi. Halkın içten karşılaması, Allah'a yapılan şükürler,
kesilen kurbanlar çok güzel bir havayı aksettiriyordu. Ardahan'a Türk Bayrağı
çekildi. TBMM, Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir Paxşa'ya bir teşekkür
telgrafı çekti. Fevzi Paşa da Kazım Karabekir Paşa'ya çektiği telgrafta "Ardahan
ve Artvin 'i kurtaran Şark Ordumuzun kahraman komutanlarım ve askerlerini tebrik
ederim" diyordu.24 Şubat 1921'de Ardahan Livası adına Hamşioğlu Celal ve İsa,
ileri gelenlerden Mehmet Ali ve Karaman imzalarını taşıyan bir telgraf Kâzım
Paşa'ya teşekkür olarak gönderildi. Aynı mealde bir telgxraf da TBMM'ne
gönderildi.
Şark Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir Paşa 24-26 Ekim tarihleri arasında
Ardahan'ı ziyaret etxmiş, beraberindeki heyete Ermeni ve Rusların burada
yaptıkları kıyımları anlatmıştır.
ARDAHAN'IN MUTASARRIFLIK YAPILMASI (1921)
Ardahan anavatana katıldıktan sonra, 7 Temmuz 1921 tarih ve 133 sayılı kanunla,
vilâyet ile kaza arasında bir yönetim olan Mutasarrıflık haline getirildi.
Eylül 1924'te Reis-i Cumhur Mustafa Kemal Paşa yanında eşi Latife Hanım olduğu
halde Karadex niz gezisine çıkmıştı. Bu sırada merkez üssü Erzurum olan deprem
felâketi nedeniyle gezisini kesex rek Erzurum'a geldi. 7 Ekim 1924 günü Kars'a
gelen Mustafa Kemal Paşa, olağanüstü bir coşkuyla karşılandı. Reis-i Cumhur Gazi
Mustafa Kemal Paşa gezi programına Ardahan'ı da almıştı. Fakat tam bu sırada
çıkan Musul-Kerkük hadiseleri Gazi'nin Programını tamamlamasına engel oldu. O
sebeple Mustafa Kemal Paşa, Başvekil İsmet Paşa'ya şu telgrafı göndermişti:
_ " Başvekil İsmet Paşa Hazretlerine
Kars Vilâyeti kazaları ve Ardahan Vilâyeti, davet ve arz-ı tazimat için Kars'a
hususi heyetler göndermişlerdi. Bütün serhat vilayetlerimizi görmeye, vaktin
müsait olmadığına pek müteessirim. 06.10.1924 Salı, M.Kemal"
Çok fazla istemesine rağmen mühim yurt sorunları nedeniyle Gazi Paşanın Ardahan
ziyareti böyxlece gerçekleşememiş oldu.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NDE 1926'YA KADAR ARDAHAN MİLLETVEKİLLERİ
Ardahan 1921'de Mutasarrıflık haline getirildiği için Kars gibi TBMM'de
Milletvekilleri ile temsil hakkına sahip oldu. iki yasama dönemi için şu
Milletvekillerini seçmiş ve TBMM'ne göndermiştir:
I. Dönemde Ardahan'ı temsil edenler, Hilmi Bey ve Osxman Server Bey'dir. Hilmi
Bey 1885 yılında Şavşat'ta doğdu. Filibeli Mustafa Efendi'nin oğludur.
Harbiye'den mezun oldu. İttihat ve Terakki'de aktif bir rol üstlendi.
I. Yasama döneminin ikinci milletvekili Osman Server Bey, tarihî Atabekler
ailesindendir. 1886 Ahıska doğumludur. Yüksek tahsil için Avruxpa'ya gitti.
Almanya'da ziraat, maden ve kadastro mühendisliği, Petersburg'da hukuk tahsili
gördü. Millî islam Şurası ve Güneybatı Kafkas Hükümetlerinin kuruluşlarında
aktif roller aldı. 1921 seçimlerinde Arxdahan'ı temsilen Ankara'ya gitme hakkı
kazandı. 1923'den sonra mühendis olarak özel kurumlarda buxlundu. Atabek
soyadını aldı. 1962 yılında İzmir'de geçirdiği bir trafik kazasında vefat etti.
1923'deki II. Dönemde Ardahan üç Milletvekili ile Meclis'te temsil edildi.
Milletvekillerinin hepsi asker kökenli idiler. Bu milletvekilleri Halit, Talat
ve Tahsin Beylerdir.
Halit Paşa Kars ve Ardahan'ı kurtaran ordunun komutanı olan Halit Paşa'dır. Daha
sonra Karsı-alan soyadını almıştır. 1925'te TBMM'de vuruldu ve vefat etti.
Talat Bey 1922 yılında Ardahan Mutasarnflığı'na tayin edilmiş ve ertesi yıl
Ardahan'dan Milletvexkili seçilmiştir. Sönmez soyadını alan Talat Bey 1950'de
vefat etmiştir. Tahsin Bey, I. Dünya savaşında Rus istilâsına kadar Erzurum
Valiliği'nde bulundu. 1923 seçimlexrinde Ardahan'dan Meclis'e girdi. Atatürk
tarafından kendisine Üzer soyadı verilmiştir.
Ardahan, tekrar ilçe hâline getirilince milletvekili olarak Melis'te temsil
edilmesi sona erdi.
1926'YA KADAR ARDAHAN VALİLERİ
Ardahan'ın Vilayet statüsünde bulunduğu 1923-1926 yılları arsında görev yapan
valiler ve görev süxreleri şöyledir: 1. Ali Rıza CEYLAN 1923-1925
2. Mehmet Eşref SAY1T 1925-1926
3. Mehmet Hurşit ARKAYA
1926 ARDAHAN'IN KAZA HALİNE GETİRİLİŞİ
1926'ya kadar vilâyet statüsünde bulunan Ardahan 30 Mayıs 1926 tarih ve 877
sayılı kanun ile kaza haline dönüştürüldü. Bu karar 26 Haziran 1926 tarih ve 404
numaralı Resmî Ceride'de ilan edilxmiştir. 877 numaralı kanun "Teşkilat-ı
Mülkiye" kanunu adını taşımaktadır. Bu kanunun Ardahan'ı ilxgilendiren 1
numaralı cetveli şöyledir. "İsimleri belirtilen 1 numaralı
cetvelde yazılı olan Üsküdar, Beyoğlu, Ardahan, Çatalca, Gelibolu, Genç,
Erxgani, Siverek, Kozan, Muş ve Dersim kazaya çevrilmiştir."
ARDAHAN'IN İL OLMASI (1992)
Ardahan, yarım yüzyıldan fazla, tam 66 yıl Kars iline bağlı bir ilçe olarak yer
aldı. 27 Mayıs 1992 taxrih ve 3806 sayılı kanun ile tekrar 1921'deki gibi bir İl
haline getirildi. Ardahan'ın Bakanlar Kurulu Kararıyla il yapıldığı 3806 sayılı
kanunun 1. Maddesi şöyledir:
Madde 1- Kars iline bağlı Ardahan ilçe merkezi olmak ve ekli (13) sayılı listede
adları yazılı ilçe, bucak, kasaba ve köyler bağlanmak suretiyle Ardahan adı ile
"İL" kurulmuştur
|
|
BU
SAYFAYI FACEBOOK DA PAYLAŞ
|
|
|
|